12 Haziran 2010 Cumartesi

GİT!

Yine hayalinle tutuştu beynim Seni istiyor, seni düşlüyor, Bitmiş olamaz İnanış kırıntıları biriktirdim Düşünce hamuruma ekledim Gitmeyeceksin varsaydım Gitmemeni diledim Beynim diyor: O yok, sen varsın! Olmadı o, sen olduğunda Rüyalarındaki gibi sahte değildi hayat Rüya değildi yaşadıkların Acıklı acıların Sen hep tek başınaydın Kal yine yalnız! Varsın o olmasın Ne olurdu ha? İnandı taze beynim sözlerine İşte o dedi O asla yalan söylemez! Bu da rüyalarım kadar yalan oysaki Kime inanır beynim bundan sonra Seni rüyasına misafir eyledikten sonra Olmadı öncesi, sonrası yok Kabul et a salak! Kimsinki onun huzurunda Sen isyankar çabalar beslesen ne olur Kim duyar seni Kim bastırabilir isyanını Kim karşı koyabilir asiliğine Asilzedelerin buyrukları gibi “git!” şimdi O yok ya Sen de olma artık Gücün yok beyninin de ruhunun da kalbinin de Biliyorum... Bu yazıda ne çok kişiyle konuşmuşum Deliriyorum... Unutmak çok zor olsa da Hatta belki imkansız Unut onu. Savaşan kazanırdı şimdiye kadar Sen de varken o güç Karşındaki istemiyorsa savaşmak Kabul ettiyse yenilgiyi Şimdi sana ona tahtını vermek yaraşır Taht kollarının yanında ganimetleriyle. Övünsün dursun kazandıklarıyla Ya da üzülsün belki en az senin kadar Ama sen karmaşıksın ya Cezalandırdı seni zalim Karmaşıksın diye İşleri karıştırdın diye Israrla savaştın diye İnatla kaybettin diye Tıksın seni dünyanın dibine Versin cezasını böyle. Şimdi çağırsın cariyelerini paşa hazretleri Oynasınlar önünde Eğlensin dursun Sevinsin coşsun Sen kaybettin, yani ben! Şimdi benim de gücüm yok artık Her güzel şey bitermiş Sen kendini kötü bitirdin Kalbim der ki: Onu hep güzel anımsa. Savaşlar kirlilikler çirkinlikler Benimle ölecek şimdi Gün gelecek acıtmayacak. Sevdiğim vücudunda Belki ellerinde Ben yok oluyorum şimdi sol yanında Acıtan da bu aslında Ben yok oluyorum Ben gidiyorum Ama Ama Vazgeçmiyorum Sana inat Paşa hazretleri olsan da...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder